29.3.2020 - E - Satış Salonuna Gelen Toplam Ürün Sayısı: 0 Adet -Toplam Tonaj: 0 KG - 29.3.2020 Tarihli Günlük Bülten - Elektronik Satış Salonumuzda işlemler devam etmektedir.Satış sonunda bülten otomatik oluşacaktır.

Ilgın İlçesi Tanıtımı

Ilgın ilçesi İç Anadolu bölgesinin güney batısı bölümünde yer alan Konya iline bağlı şirin bir ilçedir. İl merkezinin 87 km. kuzey batısındadır. Toplam 75,681 nüfusa sahip olan ilçenin merkez nüfusu 26,698 olup, 41 adet köy ve kasaba bulunmaktadır. Sağlık turizmine yönelik Roma devrinden kalan kaplıca ve içmelerin bulunduğu ilçede, tarihi camiiler ve bedesten vardır.

Ilgın; günümüzden 3500 yıl önce MÖ.1500-1200 yılları arasında şimdiki iskan yerinin 25 km kuzey doğusunda Hititler tarafından "Yalburt" adıyla büyük bir şehir devleti olarak kurulmuştur. Klasik devirlerde Triatum olarak adlandırılan Ilgın Kral yolu üzerinde bulunması sebebiyle önemli bir şehir olarak dikkati çeker. Ege kıyısında Lidya'nın başkenti Sard'dan başlayarak Mezopotomya'ya kadar ulaşan Kral yolu üzerinde bulunan Ilgın ve çevresi, sırasıyla Hitit, Firig, Lidya, Roma ve Bizans'a bağlanmış daha sonra 1077 yılında Anadolu Selçuklu Devletinin Kurucusu olan Kutalmışoğlu Süleymanşah tarafından fethedilerek, Büyük Selçuklu Devleti'ne katılmıştır.

Ilgın, Doğu'da Kadınhanı, Batı'da Doğanhisar, Akşehir, Tuzlukçu Güney'de Hüyük, Beyşehir, Selçuklu, Derbent ve kuzeyde Yunak ilçelerimizle çevrilmiştir. Ilgın'ın kuzey ve batı yönlerini çıplak dağlar, güney yönlerini ise meşelerle örtülü yer yer çam ormanlarıyla kaplı daha yüksek dağlar çevirir. İlçe merkezi düz bir alanda verimli topraklar üzerine kurulmuş günden güne büyüyüp gelişmektedir.

Ilgın kaplıcaları çok eski zamandan beri tanınmıştır. Romalılar ve daha sonra da Bizanslılar zamanında kaynaklar üzerinde hamamlar yapılmış olduğu gibi Selçuklular zamanında baş şehir Konya'nın değerli bir su şifa kaynağı olmuştur. Ilgın Kaplıcaları Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar zamanında Türk halkının Sultanlarının mürşidlerinin şifa bulduğu yerdir. Gönüller Sultanı Hz. Mevlana'nın kaplıcalarda banyo aldığı, Mesnevisi'nin büyük bir kısmını burada yazdığı söylenir. Meşhur Seyyahımız Evliya Çelebi de çok etkilendiği kaplıcalardan seyahatnamesinde bahsetmeden geçememiştir.

ILGIN TARİHİ

Ilgın, M.Ö.1500-1200 yılları arasında şimdiki iskan yerinin 25 km kuzey doğusunda Hititler tarafından YALBURT adında büyük bir şehir devleti olarak kurulmuştur. Su kaynaklarını kutsal sayan Hititler bir pınar etrafında büyük taşlar dikerek üzerine dini ve tarihi konuları yazmışlardır.

Klasik devirlerde TRİATUM olarak adlandırılan Ilgın, Kral Yolu’nun üzerinde bulunuş sebebiyle önemli bir şehir olarak dikkati çeker. Ege kıyısında Lidya?nın başkenti Sard’ dan başlayıp Meze- potomya’ya kadar ulaşan Kral Yolu üzerinde bulunan Ilgın çevresi, sırasıyla Hitit, Firik, Lidya, Roma ve Bizans devirlerini yaşadıktan sonra 1077 yılında Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurucusu olan Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından fethedilerek Büyük Selçuklu topraklarına katılmıştır.

ANADOLU SELÇUKLULARI VE ILGIN : Ilgın, Anadolu Selçukluları zamanında Başkent Konya¢nın değerli bir su şehri idi. Haçlı Seferleri sırasında birçok kez yağma edilen Ilgın, Selçuklular zamanında bilhassa Alaaddin Keykubat ve II Gyasettin Keyhusrev zamanında çok imar görmüştür. Alaaddin Keykubat ve Vezir Sahip Ata tarafından büyük bir kaplıca binası (hamam) inşaa edilmiştir. Bundan dolayı Ab-ı Germ (Kaplıca) şehri olarak tanınmıştır.

Belirli bir toprak gelirinin askerlere veya yararlılığı görülenlere verilmesi yöntemi olarak tımar sistemi Ilgın üzerinde de uygulanmıştır. Alaaddin Keykubat’a Erzincan’ı teslim eden ve kendisine yardımlarda bulunan Mengücekoğlu Davut Şah’a 1227 yılında Akşehir ile birlikte tımar olarak verilen Ilgın, daha sonra Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahreddin ve oğullarının eline geçmiştir. Selçuklu veziri Sadeddin İsa’nın türbesi de ilçemizde Şıhbetrettin Mahallesi’nde bulunmaktadır.

ANADOLU BEYLİKLERİ DÖNEMİNDE ILGIN : Anadolu Selçuklu Devleti’nin son sultanının 1308’de Kayseri’de ölmesi üzerine Anadolu’nun idaresi Moğolların bir kolu olan ve Irak dolaylarına hakim olan İlhanlı Devleti’nin gönderdiği valiler tarafından sağlanmıştır. Ilgın ise Beyşehir dolaylarına hakim olan Eşrefoğulları Beyliği’nin eline geçmiştir. Eşrefoğullarının İlhanlılar tarafından ortadan kaldırılması üzerine 1307’de Isparta hakimi olan Hamitoğullarının eline geçmiştir. 1381 yılında Hamit oğlu Hüseyin Bey tarafından Osmanlı Padişahı I. Murat’a satılmıştır.

KARAMANOĞULLARI ZAMANINDA ILGIN : Ilgın’ın Osmanlılara satılmasından sonra Osmanlı-Karamanlı mücadeleleri sonrasında Karamanoğulları’nın eline geçmiş, 15.Yüzyıl başlarında Turgutoğulları’nın idaresine verilmiştir. Bazı kaynaklara göre ; Ilgın, Akşehir ve Aksaray Osmanlı Sultanı 1.Murat tarafından kızı Nefise Hatun’a, Karaman Beyi ile evlendirilirken çeyiz olarak veriliştir.

ILGININ OSMANLI DEVLETİNE KATILIŞI : Karamanlı-Osmanlı mücadelesi sırasında Ilgın da sık sık el değiştirmiştir. 1467’de Fatih Sultan Mehmet tarafından kesin olarak Osmanlı Devleti’ne katılmış ve Akşehir Sancağı’na bağlanmıştır.Fatih devrinde Karaman Eyaleti vakıf ve emlak yazımı yapılmıştır. Yazım sonunda Karaman Eyaleti 11 vilâyete ve 2 nahiyeye ayrılmış olup Ilgın da vilâyetler arasında yer almıştır. İkinci Beyazıt zamanında Karaman Eyaleti’nin ikinci bir yazımı daha yapılmış olup bu yazım sonunda Ilgın kaza olarak gösterilmiştir.

Ilgın, Anadolu Yaylası’nın ortasında olması sebebiyle Anadolu’ya yapılan her saldırıdan etkilenmiştir.

Lâlâ Mustafa Paşa Kıbrıs Seferine giderken Ilgın’dan geçmiş ve halk arasında Kurşunlu Camii olarak bilinen camii ve kervansarayı yaptırmıştır. IV.Murat 1638’de Bağdat Seferine giderken Akşehir yoluyla Ilgın’a gelmiş, kaplıcanın karşısındaki geniş ovada otağını kurmuş ve bir de saray yaptırmıştır. Fakat bugün bu sarayın kalıntıları yok olmuştur. Kuruluş tarihi çok eskilere dayanan Ilgın,Cumhuriyet öncesinde de kaza merkezi durumunda bulunmaktaydı.Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte Konya ya bağlı bir ilçe olma hüviyetini korumuştur. Büyük taarruz öncesi Fahrettin ALTAY Paşa Komutasındaki 5.Süvari Kolordusu İlçemizde konuşlanmış savaşa ilçemizde hazırlanmıştır.Cumhuriyetimizin kurcusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından da denetlenmiştir.

ILGIN COĞRAFİ YAPISI

Ilgın, İç Anadolu Bölgesi’nde Konya iline bağlı bir ilçedir. Güney Batısında Selçuklu, Doğusunda Kadınhanı; Batısında Akşehir, Doğanhisar, Tuzlukçu; kuzeyinde Yunak; Güneyinde Derbent, Beyşehir ve Hüyük ilçeleri ile çevrilidir. Yüzölçümü 2.018 km2 olan Ilgın’ı kuzey ve batı yönleri çıplak dağlar, güneyi meşe ağaçlarıyla örtülü, yer yer çam ormanlarıyla kaplı yüksek dağlar çevirir. Denizden 1030 metre yükseklikte olan Ilgın merkezi, düz bir alanda verimli topraklar üzerinde kurulmuş ve günden güne büyüyüp gelişmektedir. Ormanlık alanı 24.117 hektardır.

İlçede İç Anadolu’nun karasal iklimi hüküm sürer. Yazları kurak ve sıcak, kışları soğuk ve kar yağışlı geçer. Ilgın’ın belli başlı akarsuları Bulasan Çayı ve Ilgın Çayı’dır. Çiğil Çayı (Ilgın Çayı) olarak anılan bu akarsu düzenli bir yatakla Ilgın’ın kuzey batısında yer alan Çavuşcu Gölü’ne döküldüğü gibi ikinci bir kanalla gölün doğu tarafından Atlantı Ovası’na akıtılmaktadır. Çavuşcu Gölü ilçenin kuzey batısında bulunmakta olup 1963 yılında DSİ. 4. Bölge Müdürlüğü tarafından güney ve kuzeyi setlenmek suretiyle bölünmüştür. Kuzey tarafta kalan bölümü kuruduktan sonra çevresinde bulunan Çavuşcugöl Kasabası, Gölyaka, Tekeler, Misafirli ve Yorazlar köylerinde bulunan çiftçilere kiraya verilerek tarla olarak kullanılmaktadır. İlçe genel olarak verimli topraklara sahiptir. Doğusunda Sivri Dağı en yüksek tepe olarak yer alır. İlçe merkezi ve yakın çevresinde taban suyu yakında olduğundan sulu tarım yapılmaktadır.

ILGIN'DA BULUNAN TARİHİ ESERLER

Ilgın Kaplıcası

Ilgın Kaplıcaları çok eski zamandan beri tanınmıştır. Romalılar ve daha sonra da Bizanslılar zamanında kaynaklar üzerinde hamamlar yapılmış olduğu gibi Selçuklular zamanında da Başşehir Konya’nın değerli bir su ve şifa kaynağı olmuştur. Selçuklu Sultanlarından Alaaddin Keykubat harap olan Bizans Hamamları yerine Hicri 633 (M.1236) yılında ilk Türk hamamını Ilgın¢da yaptırmıştır. Sonradan bu hamam Selçuklu sultanlarından Kılınç Arslan’ın oglu II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında çok hayırlı hizmetlerde bulunan Selçuklu vezirlerinden Sahip Ata Oğullarından Hüseyin oglu Ali tarafından tamir edilmiştir. Daha sonra 1267 yılında Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından yeniden inşaa edilmiştir. Mimarı Taluya (Kelu)’dur.

Böylece Ilgın Kaplıcalarının şimdiki ayakta duran eski eserler bölümünü tamamlamıştır. Ilgın Kaplıcaları Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar zamanında Türk halkının, sultanlarının ve mürşidlerinin şifa buldugu yerdir.

Gönüller Sultanı Hz. Mevlananın da kaplıcalarda banyo aldığı Mesnevisinin büyük bir kısmını burada yazdığı söylenir. Meşhur Seyyahımız Evliya Çelebi de çok etkilendiği kaplıcalardan Seyahatnamesinde bahsetmeden geçememiştir. Kaplıcalar bir hamam değil şifa gücüne sahip yeraltı sıcak su kaynağıdır. Esas faktörlerin başında ihtiva ettikleri madenler, minareller, izmineraller, anyon ve katyonlar ile bilhassa radyoaktivite denilen ışın gücüdür. Bu nedenledir ki Ilgın Kaplıcalarının birçok hastalığı (İç-Dış) tedavi ettiği bilinen birgerçektir.

Renksiz, kokusuz tabii lezzetinde kaplıca suyu 42 derece sıcaklıkta olup felç, siyatik, trahom, göz ağrıları, cilt hastalıkları, sinir ve yorgunluklar, kadın hastalıkları, romatizma ve içilmek suretiyle böbrek taşlarının düşürülmesinde çok faydalıdır.

Ilgın Kaplıcaları, Ilgın Belediyesi Başkanlığınca işletilmektedir. 185 oda, 579 yatak kapasitelidir. Ayrıca Özel sektöre ait (üç yıldızlı) İpek Termal Turistik Otel vardır. Bu tesis 89 oda, 178 yatak kapasiteli, 60 kişilik toplantı salonu ve 250 kişilik restoranta sahiptir.

Saadettin İsa Kümbeti

H.685 (M.1286) yılında inşaa olan fakat banisi belli olmayan taş gövdeli, piremidal tuğla örgülü, kümbetli, klasik Selçuklu türbeleri şeklindedir. Diğer iddiaya göre Saadettin İsa Kümbeti Şeyh Bedrettin Türbesidir.

Dediği Mahmut Sultan Mescidi

Turgut Oğullarından ve Selçuklu ailesinden Dediği Mahmut Sultan adına günümüzden 500 yıl önce Ilgında 15 km uzaklıkta, Beykonak Kasabasında II. Kılınçarslan’ın azatlı cariyelerinden olan Sanavber Hatun tarafından Mimar Eminüttinde yaptırılmış ve zamanla bu mescit çevresinde meydana gelen kabristan ile mescidin giderek türbe, zaviye ve tekkeye dönüştüğü Beykonak Kasabasının eski isminin Tekke olmasından anlaşılmaktadır. Ayrıca köyde harap olarak I. Kılınçarslan Camii de bulunmaktadır.

Pir Hüseyin Bey Camii (Ulu Camii)

XV. yüzyılda Karaman Ogulları zamanında Turgut Ogullarından Pir Hüseyin Bey tarafından Ulu Camii yanında inşaa ettirilmiştir. Zamanla tamir görmüş ve mimari özelliği değişmiştir. Mimarisi zamanın özelliklerini taşır. Halen ayakta ve ibadethane olarak kullanılmaktadır.

Lala Mustafa Paşa Camii (Kurşunlu Camii)

H.984 (M.1576) yılında Lala Mustafa Paşa, Kıbrıs’ı fethedip dönerken yaptırmıştır. Camii ve şadırvan klasik Osmanlı mimari üslubundadır. Mimarı Mimar Koca Sinan’dır. Halen ibadethane görevini yapmaktadır.

Kervansaray, Bedesten, İmaret, Mutbah

Yine Lala Mustafa Paşa tarafından H. 992 (M.1584) yılında yaptırılmıştır. Böylece Ilgında Lala Mustafa Paşa Külliyesi tamamlanmıştır. Bu günde bu eserler Kapalı Çarşı ve depo olarak Vakıflar Bölge Müdürlüğünce kiraya verilmekte ve canlı bir çarşı olarak Ilgında renk katmaktadır.

Handev-i Kandevi Türbesi

Ne zaman yapıldığı bilinmeyen bu türbe kaplıca yanında bulunmakta ve 4 ayak üzerinde oturan tek kubbeli klasik Osmanlı türbesi özelliklerini taşımaktadır.

Redif Taburu Binası

Yakın zamana kadar Askerlik Şubesi olarak kullanılan bina Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına ait katkı payına dair yönetmelik hükümleri çerçevesinde restore edilmesine başlanmıştır.

KAPLICANIN TARİHİ

Evliya Çelebi Ilgın isminin şehrin batısında Selçuklu ve beylikler döneminde( Ab-ı Germ ) diye bilinen ılıcadan geldiğini bildirmektedir. Katip Çelebi Cihannuma adlı eserinde Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubat tarafından kaplıcanın kagir kubbe ve içindeki havuza iki mevziden aslan ağızlı lülelerden su akan hamam bina ettirdiğini söylemektedir.Hammer’in eserine göre Sultan Murat 1638 de Bağdat’ a giderken kaplıca önünde Otağını kurduğu ve burada bir saray inşa ettirdiği belirtilmektedir.Yapılan kazılarda ve burada ortaya çıkarılan ardıç kazıklı temellerin 2. Murat’ın yaptırdığı saray temelleri olduğu ileri sürülmektedir. Böylece kaplıca geçmişi ile günümüze kadar bazı değişikliklere uğradığını göstermektedir.Özellikle bunlardan kadınlar kısmındaki soğuk su havuzunun yenilendiği ve kubbe altındaki soyunma yerlerinin değiştirildiği ayrıca sıcak su bölümünde bulunan havuzunda yenilendiği anlaşılmaktadır.

Kitabeleri: Gerek Süheyl Ünver ‘in gerekse Katip Çelebinin Cihanuma adlı eserinde belirtilen ve kaplıcanın Alaeddin Keykubat dönemine ait ilk kitabe bu gün mevcut değildir.kaybolduğu ileri sürülen ve daha sonra Gaffar Toysalgır tarafından bulunan kitabenin tercümesi şöyledir:

“Buraya gelenlere ve su alanlara ! Bu temiz şifa yeri şahlar şahı büyük sultan,milletlerin (Efendisi)hükümdarı Arap,Acem,sultanlarının efendisi Dünya da Allah’ın gölgesi dünya ve dinin yücelticisi (ışığı) Ebul Feth Keykubad bin Kılıçarslan mü’minlerin emrinin delili Allah onun devletini ebedi ve iktidarını güçlü kılsın." Sultan iktidarı günlerinde 1236 senesinde Allah’ın güçsüz kulu Tanrı rahmetine muhtaç Cemaleddin yaptı Ab-ı Germ 1236 tarihli ve arapça ile işlenmiş bu kitabeye göre kaplıcanın 1. Alaeddin Keykubat tarafından yaptırıldığı anlaşılıyor.

2.kitabe :Kaplıcanın kadınlar kısmı cümle kapısı üzerinde bulunan iki taraflı 0,75 x 100 metre ölçüsünde ve mermer üzerine işlenmiş Sahip Ata Hüseyin oğlu Ali’ye ait kitabenin tercümesi : “ Bu temiz yüce ılıca inşasını sultan Gıyasettin Ebul Feth Keyhüsrev Bin Kılıçarslan’ın zamanı devletinde veziri azam hayrat ve hasenat babası aleme mahzı selah olan Hüseyin oğlu 666 senesinde emretti.Allah bu gibi işlerini kabul buyursun “ Buradan da kaplıcanın 1267 yılında Sultan 3. Gıyaseddin Keyhüsrev’in zamanında Sahip Ata tarafından Yaptırıldığı ve mimarının da Kaluyan olduğu anlaşılmaktadır. M.ferit –M.Mesut bu kaplıcanın 1267 yılında 4. Kılıç Arslan oğlu 3. Gıyaseddin Keyhüsrevin padişahlığında vezir Hüseyin oğlu Ali tarafından yaptırılmıştır. Buna göre iki parça halinde mermer taş üzerine beşer satırlık kitabelerin sağ taraftaki tercümesi şöyledir.

“ Mülk Allah’ındır.Büyük sahip hayır ve bereket babası alemin ıslahatçısı Hüseyin oğlu Ali Allah emellerini kabul etsin 666 hicri” Sol taraftaki kitabenin tercümesi ise “ Sultana ait Bu mübarek kaplıcanın inşası Büyük Sultan Gıyas-ed- dünya ve ‘d –din ebul fetih mü-minlerin emirinin burhanı Kılıçarslan’ın oğlu Keyhüsrev yaptırmıştır. Amele Keluyan 3.Kitabe : Kadınlar kısmı cümle kapısı arkasında kuzey duvarında bulunan mermere yazılmış olan kitabedir. Bu kitabe M Ferit ve M.Mesut’a göre erkekler kısmı ilave edildikten sonra önce soyunma mahalline sonra şimdiki yerine kaldırılmıştır.Kitabe sultan Abdülhamit zamanında 1839 yılında Nazmi Sermeda isimli bir şaair Tarafından yazılmıştır. Kitabenin Tercümesi :

Kaplıcanın Mimarı : Kaplıca Sahip Ata Fahreddin Ali’nin yaptırdığı eserlerden birisidir.Konyalı Hacı Ekber oğlu Hüseyin’in ve Selçukluların büyük devlet adamlarından birisi olan bu zatın çok sayıdaki eserlerinde Keluk bin Abdullah ve Kaluyanel Kunevi isimli mimarların adı geçmektedir.Sanatkar Keluyan Antalya, Ilgın,Akşehir,Sivas ve Konya’da çalıştığı çeşitli kaynaklarda yazılıdır.Özellikle 1267 yıllarında Ilgın’ da bulunduğu İleri sürülmektedir.Bu tarih kaplıcanın kitabesindeki tarihle aynıdır.

A.Süheyl Ünver kaplıcanın Selçuklu Devleti Mimarlarından “Kaolyon” tarafından inşa ettirildiğini bildirmektedir. Osman Özdemir’de Ilgın kaplıca ve temellerinin eski asırlarda mevcut olduğunu daha sonra Selçuklu Hükümdarlarından Alaeddin Keykubat’ın şimdiki kadınlar bölümündeki havuzu oğlu Keyhüsrev’e emir vererek tamamlattırdığını söylemektedir.

Kaplıcanın geçirdiği tamiratlar :

Selçuklu Devletine 22 yıl vezirlik yapan Sahip Ata oğullarından Ali nihayet Moğolların baskısından usandığı için Akşehir’e bağlı Nadir köyüne yerleşmiştir. Bu durumu gören Konya Selçuklu Devleti hükümdarlarının ,Ilgın’ı :kendisine tımar olarak verdiği ve bu kişi tarafından kaplıcanın tamir edildiği bildirilmektedir.1838 yılında yapılan tamiratlardan sonra 1906 yılında Milli Eğitim’e devredilen Kaplıca yine tamir edilmiştir. Ilgın ve çevresinde 1931 yılında bir deprem olduğu bilinmektedir,bu deprem ile zarar gören kaplıca ve bozulan su yolları nedeniyle kaplıcanın tamiri için 4.10.1939 tarihine kadar kapatıldığı Konya Vakıflar Müdürlüğü kaplıca dosyasından anlaşılmaktadır. 1933 yılında hazırlanan onarım projeleri ile kadınlar bölümündeki soğuk su havuzu yenilenmiş ve soyunma yerleri değiştirilmiştir,daha evvel erkekler bölümünde mevcut olan 7 oda tamamen kaldırılmıştır. Ayrıca kaplıcanın şu anda mevcut olmayan bir misafir hanesinin olduğu kaynaklardan anlaşılmaktadır.

KAPLICA SUYUNUN FAYDALARI

Ilgın’ımız kaplıcaları şifa kaynağı olarak bilinir.Her yıl otel ve moteller hastalıklarını iyileştirmek isteyen insanlarla dolup taşar,bastonla gelip yürüyerek giden insanlar görülmektedir. Suyu hamam Dağı eteklerinde güneyden kuzeye doğru uzanan alivyum tabakası ile örtülü bir kırık üzerindedir,su yöresel olarak söylenen Hamam Dağının eteklerinden çıkar.Kadınlar hamamında saniyede 14 litre ,erkekler hamamında ise 35–40 litreyi bulan su çıkmaktadır.Çıkan bu sular iki kadınlar hamamına iki erkekler hamamına otel ve motellere dağılmaktadır.Tahlil raporlarına göre, suyun içeriği şunlardır: Potasyum, Sodyum, Amonyum, Kalsiyum, Magnezyum, Demir, Alimınyum,Klorür, Nitrat, Sülfat ve hidrokarbonat gibi kimyasal özellikleri için de taşıyan şifa kaynağı kaplıca suları berrak, renksiz ve kokusuzdur. Su bir miktar da Bromür ve İyodür ihtiva ettiğinden Kükürtlü ve Hidrokarbonatlı sular grubunda yer alır. Radyo aktivitesi 19,1 eman dır.Ayrıca su az miktar da tuz ihtiva etmesi ile dünyanın tanınmış sularına benzediği bilinmektedir.bu özelliklerinden dolayı şu hastalıklara şifa verdiği bilinmektedir. Bunlar Göz Hastalıkları, Ekzama, Cüzzam, Felç hastalıkları, bers(Abraş) Hastalıkları, Sinir Hastalıkları, Akciger iltihaplanmaları, Böbrek ve idrar yolları hastalıkları, Kadın hastalıkları, her türlü iltihaplanma ve yara iyileşmelerine, Deri ve Cilt hastalıklarına, Romatizmal gibi hastalıklar dır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Selçuklu devleti Sultanlarından Alaeddin Keykubat’ın Romatizma(Nikris-Ayaksızısı ) hastalığına yakalanmasından dolayı yapılan tavsiye üzerine Ilgın Kaplıcasına geldiğini kaplıcada Hastalığına şifa bulduğunu sağlıklı şifa dağıtan su olmasından dolayı var olan inşaatın üzerine bir kubbe yaptırdığını yazmaktadır.

Aynı kırık(Fay)hattı üzerinde bulunan Çavuşcugöl ‘ün güney tarafında ve Ilgın’a 10 km kadar uzaklıkta bulunan ve halk tarafından Açık Ilıca olarak bilinen sıcak su büyük ve küçük ılıca suyu olarak adlandırılıp sazlıklar arasından Çavuşcu gölüne dökülmektedir. CHPUT adındaki Avrupa tarihçisinin yazdığı eserinde Ilgın kaplıcası ile Açık ılıca suyunun aynı memba ya tabii olduğu ayrıca Çavuşcugöl’ün içindeki ada da aynı suyun mevcut olduğunu yazmaktadır.

ILGIN FOTOĞRAFLARI

ILGIN İLÇESİNİN TARIMSAL YAPISI

Konya ili Ilgın ilçesi, 38°16’ Kuzey enlemi ile 31°54’ Doğu boylamı arasında yer almaktadır. İl merkezine uzaklığı 89 km’dir. İlçenin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 1.030 metredir. İlçenin, kuzeyinde Yunak, güneyinde Derbent, Beyşehir, Hüyük ilçeleri, batısında Akşehir, Doğanhisar, Tuzlukçu ilçeleri ve doğusunda Kadınhanı ilçesi bulunmaktadır. İlçenin yüzölçümü 1.655,7 km²’dir.

Toprakları yüksek İç Anadolu platoları üzerinde bulunan ilçenin dağlık olması sebebiyle yerleşme alanı ovada toplanmıştır. Çöküntü alanını kaplayan bu ova; akarsu vadileri ve dar çöküntü koridorları boyunca kuzey ve güneye doğru çeşitli kollar halinde devam ederek geniş bir bölgeye yayılmaktadır. Ilgın’ın belli başlı akarsuları Bulasan Çayı ve Ilgın Çayı’dır. Çiğil Çayı (Ilgın Çayı) olarak anılan bu akarsu düzenli bir yatakla Ilgın’ın kuzeybatısında yer alan Çavuşçu Gölü’ne dökülmektedir. Ayrıca ikinci bir kanalla gölün doğu tarafından Atlantı Ovası’na akıtılmaktadır. Çavuşcu Gölü ilçenin kuzey batısında bulunmaktadır. İlçenin doğusunda Sivri Dağı en yüksek tepe olarak yer almakta ve kuzeybatısından güneydoğusuna doğru Sultan Dağları uzanmaktadır. Ilgın ilçesi 165.574,96 ha’lık alan ile Konya’nın %4,06’sını, Türkiye’nin ise %0,21’ini kapsamaktadır. İlçe toplam alanının %71,90’ı tarım arazilerine ayrılmış olup, bu oran Türkiye ortalamasından ve Konya ortalamasından oldukça yüksektir. Toplam alanın %8,27’lik oranı çayır-mera alanları için ayrılmıştır. Ormanlık alan ise toplam alanın %14,05’ini oluşturmakta ve bu alan Konya toplam ormanlık alanın %4,31’ini kaplamaktadır. İlçemiz tarımsal örgütlenme ve çiftçi teşkilatları konusunda da oldukça iyi durumdadır. İlçe tarım müdürlümüzün de işbirlikleri ile girdi temini pazarlama, üretim, ıslah ve temsil alanlarında çalışmalar devam etmektedir. Bu kuruluşlar Akşehir-Ilgın Pancar Ekicileri Kooperatifi, Tarım Kredi Kooperatifleri (4 adet),Sulama Kooperatifleri (16 adet), Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri (14 adet) Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, Damızlık Koyun-Keçi Yetiştiricileri Birliği,Ilgın Tahıl Üreticileri Birliği, Süt Ürünleri Üreticileri Birliği , Kırmızı Et Üreticileri Birliği, Ilgın Meyve Üreticileri Birliği, Organik tarım Derneği, Ziraat Odası Başkanlığı, Sulama Birliği İlçemiz Tarımına Hizmet vermektedir.